Anksiyete (kaygı) bozukluğu günümüzde en sık karşılaşılan ruh sağlığı sorunlarından biridir. Anksiyete bozukluğu nedir, belirtileri nelerdir ve tedavi yöntemleri nelerdir gibi sorular sıklıkla gündeme gelmektedir. Anksiyete bozukluğuna sahip kişilerde, hem fiziksel hem de psikolojik birçok belirti ortaya çıkabilir. Özellikle panik atak, baş dönmesi, mide bulantısı, terleme titreme ve hızlı nefes gibi fiziksel semptomlar, anksiyetenin en yaygın belirtileri arasında yer alır. Ayrıca, anksiyete belirtileri nelerdir sorusuna yanıt olarak; sürekli endişe, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku problemleri ve sosyal çekilme gibi duygusal ve davranışsal belirtiler de gözlemlenebilir.
Anksiyetenin ortaya çıkmasında bir stres faktörü, travma sonrası stres veya ani gelişen bir durum etkili olabilir. Özellikle travma sonrası ve travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlar, anksiyete bozukluklarının gelişiminde önemli rol oynar. Anksiyete, aslında vücudun tehlike karşısında verdiği doğal bir savunma mekanizmasıdır. Bu sebeple zaman zaman herkesin anksiyete yaşaması normaldir. Ancak, bu tepki aşırı ve kontrolsüz hale geldiğinde, iş, sosyal hayat ve hatta fiziksel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Örneğin, sürekli endişe, kalp çarpıntısı, terleme gibi belirtiler günlük yaşam akışını sekteye uğratabilir. Bu durumu yaşayan kişiler günlük aktivitelerini yaparken güçlük yaşayabilir.
Fakat anksiyete yönetilebilir ve tedavi edilebilir. Etkili bir tedavi için farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Tedavi yöntemlerini bilmek asılsız korkuyu azaltır ve doğru profesyonel yardım için bir adım atılmasını sağlar.
Anksiyete tedavisinde çeşitli yöntem ve teknikler kullanılır: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), maruz bırakma terapisi, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ve diğer kanıta dayalı psikoterapiler ile ilaç tedavilerinin anksiyete bozukluğu üzerinde etkili olduğu kanıtlanmıştır.
Bu makalede yöntemlerin nasıl etki ettiklerini ve ne derece etkili olduklarını araştırma kanıtlarına dayalı şekilde inceleyeceğiz.
İçerik
ToggleAnksiyete Nedir?
Anksiyete, kişinin yaklaşmakta olan bir tehdit, stres ya da belirsizlik karşısında yaşadığı yoğun korku, kaygı ve huzursuzluk hissidir. Anksiyete belirtileri arasında gerginlik, sürekli endişe, odaklanma güçlüğü ve fiziksel değişiklikler yer alır. Bu belirtiler, vücudun doğal savunma mekanizmasının bir parçası olarak ortaya çıkar ve bazı durumlarda kişiye enerji vererek odaklanmasına yardımcı olur. Ancak, anksiyetenin kontrol altına alınamaması, günlük yaşamı ve sağlığı olumsuz etkileyebilir.
Anksiyete, hem psikolojik hem de fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, terleme, kas gerginliği ve mide rahatsızlıkları gibi fiziksel belirtilerle birlikte, yoğun endişe ve korku hissi de yaşanabilir. Anksiyete tedavisinde konuşma terapisi ve ilaç tedavisi önemli bir yer tutar. Ayrıca yoga, egzersiz ve meditasyon gibi destekleyici yöntemler de anksiyetenin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Anksiyetenin belirtileri arasında yer alan bu semptomlar, kişinin yaşam kalitesini düşürebilir; bu nedenle erken dönemde tedaviye başvurmak önemlidir.
Anksiyete Belirtileri
Anksiyete bozukluğu, hem duygusal hem de fiziksel olarak çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Anksiyete belirtileri arasında en sık karşılaşılanlar; gergin ve huzursuz hissetme, kötü düşüncelere kapılma, kalp çarpıntısı, nefes alışverişinin hızlanması, soğuk terleme, ateş basması ve midede karıncalanma hissidir. Ayrıca göğüs ağrısı, kas gerginliği ve odaklanma zorluğu da anksiyete belirtileri arasında yer alır.
Bu belirtiler, anksiyete atağı sırasında bir arada ya da ayrı ayrı ortaya çıkabilir. Sürekli endişe hali, aşırı korku ve kaçınma davranışları da anksiyete bozukluğunun önemli işaretlerindendir. Fiziksel belirtiler arasında ise kalp çarpıntısı, terleme, mide rahatsızlıkları, nefes darlığı ve kas gerginliği öne çıkar. Anksiyete yaşayan kişilerde, bu belirtiler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir ve kişinin kendini sürekli tehdit altında hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle, anksiyete belirtilerinin farkında olmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak önemlidir.
Anksiyete Neden Olur
Anksiyete bozukluğunun ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynar. En temel nedenlerden biri, beyindeki serotonin ve norepinefrin gibi nörotransmiterlerin dengesizliğidir. Bu kimyasal dengesizlik, kişinin kaygı düzeyini artırabilir ve anksiyete bozukluğunun gelişmesine zemin hazırlar. Genetik yatkınlık, ailede kaygı bozukluğu öyküsü olan bireylerde anksiyete riskini artırır.
Bunun yanı sıra, stres, kronik hastalıklar (örneğin diyabet, kalp hastalıkları, KOAH), kullanılan ilaçlar ve madde kullanımı da anksiyete nedenleri arasında yer alır. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik olaylar, beyindeki korku işleme mekanizmalarını hassaslaştırarak anksiyete bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Çocukluk çağında ortaya çıkan kaygı bozukluklarında hem genetik hem de çevresel faktörler etkili olur. Kaygı bozukluğu belirtileri çocuklarda görülüyorsa, erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçmek açısından önemlidir.
Anksiyete Krizi
Anksiyete krizi, beklenmedik bir anda, yaklaşmakta olan olumsuz bir duruma karşı aniden ortaya çıkan yoğun kaygı ve korku halidir. Anksiyete krizi sırasında nefes darlığı, göğüs ağrısı, terleme, kalp çarpıntısı ve yoğun bir kaygı hissi gibi belirtiler bir arada ya da ayrı ayrı yaşanabilir. Bu belirtiler, kişinin kendini kontrol edemediği bir panik ve huzursuzluk durumuna yol açar.
Anksiyete kriziyle başa çıkmak için nefes egzersizleri oldukça etkilidir. Derin ve yavaş nefes almak, vücudun sakinleşmesine ve semptomların hafiflemesine yardımcı olur. Ayağa kalkmak ve dik durmak, beyne her şeyin yolunda olduğu mesajını ileterek krizin şiddetini azaltabilir. 3-3-3 kuralı (gör, dokun, işit) gibi teknikler, kişinin dikkatini mevcut ana çekerek anksiyete krizini kontrol altına almasına yardımcı olur. Ayrıca, kaygı randevusu oluşturarak endişe duyulan konular için belirli bir zaman ayırmak, kaygının gün boyu devam etmesini önler. Kendini meşgul etmek (örneğin yürüyüş yapmak, kitap okumak, film izlemek) de anksiyete krizinin hafiflemesine katkı sağlar. Şeker tüketimini azaltmak ve tetikleyici faktörlerden uzak durmak, anksiyete krizlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmada önemli bir rol oynar.
Anksiyete Tamamen Geçer Mi?
APA (American Psychiatric Association, 2022), anksiyete bozukluklarını uzun süreli yani kronik eğilimli olarak tanımlar ancak tedavi ile belirtilerin tamamen kaybolması söz konusu olabilir. Dünya Sağlık Örgütü de anksiyete bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurgular fakat bazı bireylerde nüksetme riski olduğuna da değinir. Örneğin yaygın anksiyete bozukluğunda, tedavi sonrası belirtiler %50-%70 oranında azalabilir fakat çeşitli stres, çevre, psikolojik faktörler altında semptomları tekrar yaşama(nüks) riski de bulunur.
Yani uygun tedavi ile büyük ölçüde iyileşme mümkündür ancak süreç kişiye özgüdür.
Başarı oranı erken teşhis, tedavinin kişiye uyumu ve genetik, çevre gibi bireysel faktörlere bağlıdır. Araştırmalar tedavi edilmeyen anksiyetelerin kronikleşme yani uzun süre devam
etme riski yüksektir fakat doğru müdahale ile kaybedilen işlevselliğin geri kazanılması mümkündür.
Kanıta Dayalı 10 Etkili Tedavi Yöntemi

Anksiyete tedavisi için aşağıda açıklayacağımız yöntemler uluslararası kılavuzlar (APA, NICE, WHO) ve çalışmalar temel alınarak açıklanmıştır.
APA’nın anksiyete bozuklukları için benimsediği yaklaşım olan biyopsikososyal yaklaşım bu yöntemler için de benimsenmiştir: Psikoterapi, farmakoloji ve yaşam tarzı değişikliklerinin tamamını kapsayan bir tedavi yaklaşımıdır.
1.Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel Davranışçı Terapi, düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağlantıyı inceleyen, kısa süreli (Genellikle 12-20 seans, kişiye göre değişkenlik gösterebilir.) bir psikoterapi yaklaşımıdır. Anksiyete bozukluklarının tedavisinde birinci basamak tedavi olarak kabul edilir.
Terapist rehberliğinde, birey kendi düşünce kalıplarını sorgular; kişinin kaygıyı artıran düşünce kalıplarını fark etmesini ve daha gerçekçi düşünceler geliştirmesini hedefler. BDT, baş dönmesi, mide bulantısı, terleme titreme ve hızlı nefes gibi anksiyete sırasında ortaya çıkan fiziksel belirtilerin de altında yatan düşünce kalıplarını hedef alır.
Bilimsel etki mekanizması: Anksiyetenin sürmesinde felaketleştirme, aşırı genelleme gibi bilişsel çarpıtmaların rol oynadığı araştırmalarla bulgulanmıştır. Bilişsel çarpıtmalar kişinin tehdit algısını artırır ve anksiyetenin devam etmesine sebep olur. Kişinin geleceğe yönelik en olumsuz senaryoyu gerçekmiş gibi varsayarak tüm durumlara genellemesiyle ilişkilidir.
Örneğin, kişi iş görüşmesinden sonra belli bir süre geri dönüş alamazsa felaketleştirme kendisini “Kesin beni beğenmediler. Bu işi alamayacağım. Zaten hiçbir işte başarılı olamıyorum. Hayatımın sonuna kadar işsiz kalacağım ve hayatım mahvolacak.” Şeklinde gösterebilir. Henüz geri dönüş almamışken gerçekleşebilecek en kötü senaryoyu kabul edip zincirleme biçimde hayatının mahvolacağına inanıyor.
BDT bu düşünce kalıplarını tanımlar ve bunları kanıta dayalı alternatifleri ile değiştirir.
“Henüz geri dönüş almamış olmam reddedildiğim anlamına gelmez. Birçok şirket geri dönüş yapmadan inceleme için zamana ihtiyaç duyar ve sonucu sonra iletir. Sonucu öğrenene kadar başka olasılıkları da göz önünde bulundurabilirim.”
BDT düşünce kalıplarını değiştirdiğinde ise beyin tehdit algısını daha dengeli biçimde değerlendirmeye başlar. Beyinde, amigdala (beynin korku merkezi) aktivitesi azalır ve prefrontal korteks (mantıklı kararlar alma ve düşünme alanı) gücünü artırır.
Etkili olduğu anksiyete türleri, yapılan analiz çalışmaları BDT’nin panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu ve diğer kaygı bozuklukları üzerinde belirgin etkileri olduğunu bulgulamıştır. Özellikle kaçınma davranışı, (Kişinin kaygı yaratan durumlarla yüzleşmemek için o durumdan uzak durmasıdır; bu kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede anksiyeteyi sürdürür.) gösteren bireylerde etkilidir.
Kanıt düzeyi, Cochrane meta-analizleri ve NICE kılavuzlarında birinci basamak tedavi olarak
önerilmektedir. Yani bozukluk üzerinde yüksek tedavi seviyesine sahiptir.
2.Maruz Bırakma Terapileri
Maruz bırakma terapileri, bireyi; korktuğu nesne, durum veya düşünceyle kademeli ve kontrollü şekilde yüzleştirir. Örneğin yükseklik fobisi olan biri maruz bırakma terapisi aldığında öncelikle yükseklik içeren uçurum, gökdelen resimlerine bakmakla başlanır ve sonrasında kontrollü biçimde gerçek yükseklik deneyimine maruz bırakılır. Yani kişinin korktuğu durumlarla güvenli ve planlı biçimde yüzleşmesini sağlar.
Etki mekanizması, kaçınma davranışı korkuyu pekiştirir. Beynin tehlike alarmı sistemi kaçınma sürdükçe hassas kalır. Maruz bırakma, alışma yoluyla tehlike sinyalinin aşırı çalışmasını azaltır ve korku tepkisini söndürür. Korku tepkisinin sönmesine “alışma öğrenmesi” ya da “duyarsızlaşma” denir.
Etkili olduğu alanlar, fobiler, panik bozukluk ve sosyal kaygı üzerinde özellikle etkili olduğu
bulgulanmıştır.
Kanıt düzeyi, APA kılavuzları ve NICE, maruz bırakmayı BDT’nin temel bileşenlerinden olarak güçlü şekilde önerir.
3.Mindfulness Temelli Terapiler
Farkındalık Temelli Stres Azaltma Programı (MBSR), Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi (MBCT) gibi programlar, düşünsel ve bedensel duyumları yargılamadan fark etmeyi öğreten programlardır. Anı yaşamayı öğretirler ve günlük pratikler içerebilirler.
Bilimsel etki mekanizması, düşünceleri yargısız gözlemleyerek ve beyinde dikkat ve duygu düzenleme ağlarını güçlendirerek ruminasyonu yani tekrar eden olumsuz düşünceleri azaltır. Bu kortizol (stres hormonu) seviyelerini düşünerek olumsuz zihin dolaşımını dengeler.
Etkili olduğu alanlar, yaygın anksiyete bozukluğu, tekrarlayan kaygı atakları ve depresyonla eşlik eden anksiyete için uygundur. Kronik stres kaynaklı kaygılarda da destekleyici rol oynar. Ayrıca, mindfulness temelli terapiler travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan bireylerde de anksiyete ve stresin azaltılmasında yardımcı olabilir.
Kanıt düzeyi, analiz çalışmalarında orta düzey olarak gözlemlenmiştir. MBSR’nin anksiyete belirtilerini %20-%30 azalttığını gösteren meta analizler de bulunur.
4.Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
Kaygıyı kabul etmeyi, düşünce ve duyumlarla ilişkiyi değiştirmeyi amaçlayan bir terapi yaklaşımıdır. Temel fikir, acı veren düşünce ve duyguları değiştirmeye çalışmak yerine bunları kabul edip, değerler doğrultusunda yaşama yönelmektir. Bireyi değerlerine uygun davranışlara kararlı adımlarla yönlendirir. Terapinin amacı psikolojik esneklik geliştirmektir.
ACT, zihinsel esnekliği geliştirmek için kabul, bilişsel ayrışma, şu anda olma, benlik, değerler ve kararlı eylem şeklinde altı temel süreç kullanır.
- Kabul, olumsuz duygu ve düşünceleri bastırmaya çalışmadan oldukları haliyle deneyimlemek için alan açmaktır. Kaçınma yerine açık olma amacı taşır.
- Bilişsel ayrışma, düşünceleri mutlak gerçekler olarak değil zihinsel olaylar olarak
görmeyi öğretir.
- Şu anda olma, dikkati, geçmiş tekrar eden olumsuz düşüncelerden veya gelecek kaygısından çekip şu ana getirmektir.
- Benlik bağlamı, kişinin kendisini, değişen düşünce ve duyguların ötesinde gözlem yapan bir farkındalık alanına sahip şekilde deneyimlemesidir. Ben düşüncelerim değilim farkındalığı kazandırmaya çalışır.
- Değerler, bireyin hayatında neyin gerçekten anlamlı olduğunu belirlemesine yardımcı olur, yön pusulası oluşturmak için destek sağlar.
- Kararlı eylem, belirlenmiş değerler doğrultusunda somut davranış adımları atılmasıdır.
Sonuçta kişi,
“Kaygım var ama buna rağmen değerlerim doğrultusunda ilerleyebilirim.”
Bilimsel etki mekanizması, deneyimsel kaçınmayı (duygulardan kaçma) kırar ve psikolojik esnekliği artırır. Kaygıyı bastırmak yerine kaygıyla birlikte ilerler ve beyinde adaptif yanıtlar oluşmasını sağlar. Uzun vadede kaygı yaşamı kontrol etmemeye başlar.
Etkili olduğu alanlar, yaygın anksiyete, sosyal anksiyete ve karma belirtiler gösteren kişiler üzerinde etkilidir. Tedavi direnci olan bireylerde tamamlayıcı olarak kullanılabilir.
Kanıt düzeyi, BDT’ye benzer etkileri bulunur fakat kanıt düzeyi orta seviyede kalmıştır.
5.İlaç Tedavileri (SSRI/SNRI Temelli)
Seçici Serotonin geri alım inhibitörleri yani SSRI’lar ve serotonin noradrenalin geri alım inhibitörleri yani SNRI’lar beyin kimyasını düzenler. Kısaca SSRI ilaç grubu serotonin yani mutluluk ve dengeyle ilişkili kimyasalın etkisini artırırken, SNRI grubu ilaçlar hem serotonin hem de noradrenalin adlı iki kimyasalın etkisini artırırlar.
Bilimsel etki mekanizması, kimyasal seviyelerini artırarak sinir hücreleri arasındaki iletişimi iyileştirir ve anksiyete sinyallerini, amigdala aşırı çalışımını baskılar. Beynin duygu düzenleme sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur ve kaygı ile bitkinliği azaltmada rol oynar.
Etkili olduğu alanlar, yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk gibi orta-üst seviye anksiyete bozukluklarında birinci basamak farmakoloji olarak kullanılır.
Kanıt düzeyi, çok yüksek kanıt düzeyi bulunur.
6.Nefes ve Gevşeme Teknikleri
Derin diyafram nefesi, progresif kas gevşetme (kas gruplarını sırayla kasma ve gevşetme) gibi basit, evde uygulanabilir yöntemlerdir. Günlük 10-15 dakika pratik şeklinde uygulanır.
Parasempatik sinir sistemini, dinlenme modunu, aktive eder ve savaş kaç modu olan sempatik sistemi baskılar. Kalp ritmini yavaşlatır ve akut (ani) kaygı ataklarını hafifletir. Kısaca bedensel alarm durumunu düşürür.
Özellikle panik belirtiler, bedensel gerginlik gibi kişinin titreme, nefes darlığı, hızlı nefes, görüş bulanıklığı gibi fizyolojik olarak yaşadığı semptomlar üzerinde etkisi vardır. Hızlı nefes gibi panik veya stres anında ortaya çıkan belirtileri hafifletmede bu teknikler yardımcı olabilir. Stres yönetiminde destekleyicidir ve tüm anksiyete türlerinde yardımcı olarak kullanılabilir.
Başlı başına bir tedavi yöntemi değildir ve genel tedavi şablonunda destekletici yöntem olarak önerilir.
7.Uyku Düzenleme
Düzenli uyku saatleri, kafein kısıtlaması, yatak odası koşulları (karanlık, sessiz) gibi kurallara
uymayı içerir. Amaç uyku süresi ve ritminin düzenlenmesidir.
Uyku eksikliği, kortizolü yani stres hormonunu artırır ve duygusal regülasyonu bozar. (Duygu regülasyonu: Kişinin duygularını fark edip yöneterek onları duruma uygun biçimde düzenleyebilme becerisidir.)
Kaygı döngüsünü kırmak ve beyin onarımını sağlamak adına uyku düzenlemesi yapmak
önem taşır. Özellikle insomnia (uykusuzluk) ile ilişkili anksiyetelerde, genel kaygı bozukluğu ve panik
bozuklukta destekleyici rol oynar.
Dünya Sağlık Örgütü, İngiltere Ulusal Sağlık ve Klinik Mükemmeliyet Enstitüsü uyku
anksiyete ilişkisini güçlü kanıtlara bağlar. Yine diğer tedavilerde tamamlayıcı olarak kullanılır.
8.Fiziksel Egzersiz
Haftada 150 dakika orta yoğunluklu aerobik (yürüyüş, koşu) veya direnç egzersizleri önerilir.
Endorfin ve beyin büyüme faktörü salgılatır, stres hormonlarını düşürür. Beyin plastisitesini (Beynin, deneyim ve öğrenme yoluyla kendini yeniden şekillendirme ve yeni bağlantılar kurabilme yeteneğidir.) artırarak kaygıya yönelik direnci yükseltir.
Hafif-orta genel kaygı bozukluğunda ve genel streste etkilidir. Depresyonla eşlik eden
anksiyete bozukluklarında da faydalıdır. Egzersizlerin kaygı semptomlarını %20-%30 oranında azalttığı bulgulanmıştır ve genel tedaviye tamamlayıcı etkisi anlamlı bulunmuştur.
9.Psiko-eğitim
Anksiyete belirtilerini, tetikleyicilerini ve nasıl başa çıkılacağını öğreten eğitim programları,
kitapları, videoları veya seanslar yoluyla eğitim alınabilir. Psiko eğitim psikoterapi sürecinde de
kullanılır ve uygulanır.
Bilgi belirsizliğinin azalması demek kontrol hissinin artması demektir. Bilinmeyenin yarattığı belirsizlik kişinin kaygısını artırabilirken bilgi sahibi olmak ve nasıl ilerleyeceğine karar vermek tedavi motivasyonunu artırırken stigmayı önler.
Özellikle erken evrede yanlış inançları azaltır ve farkındalık kazanılmasını sağlar. Tedavi
uyumunu %30 artırdığı bulgulanmıştır.
10.Sosyal Destek ve Grup Terapileri
Grup BDT seansları, aile/arkadaş desteği örnek gösterilebilir. Benzer deneyime sahip kişilerle yapılandırılmış grup çalışmaları sürdürülerek yalnızlık hissi azaltılır ve normalleştirme sağlanır. Sosyal bağlantılar, oksitosin, güven hormonu, salgılatır.
Sosyal anksiyete ve izolasyon kaynaklı kaygılarda özellikle faydalı olsa da genel anksiyete bozukluğunda da yararlanılabilir.
Sosyal destek çalışmaları anksiyete bozukluğu semptomlarının nüksetme riskini düşürür.
Hangi Durumda Profesyonel Destek Alınmalı?
Anksiyete belirtileri, aşırı endişe, panik ataklar, konsantrasyon güçlüğü, fiziksel gerginlik, uyku bozuklukları gibi semptomlar günlük hayatı işlevselliğini bozacak kadar etkiliyorsa profesyonel yardım alınmalıdır.
Profesyonel destek, kişiye özel değerlendirme ve bilimsel temelli yol haritası sağlar. Kişiye özel bir plan psikolojik, biyolojik ve çevresel tüm etkenleri gözeterek planlanır. Herkesin ihtiyaçları ve anksiyete bozukluğunu deneyimleme biçimi farklıdır. Bu farklılık gözetilerek hazırlanan bir tedavi planı, bozukluğun yönetilmesinde ve etkilerinin en aza indirgenmesinde önem taşır.
Bu metinde yer alan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine ilişkin bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Bahsi geçen ilaçlar Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre yalnızca hekim reçetesi ile temin edilebilen ilaçlardır. Bu içerik herhangi bir şekilde tanı koyma, tedavi önerme, ilaç kullanımına yönlendirme veya tıbbi tavsiye verme amacı taşımamaktadır.
KAYNAKÇA
- American Psychiatric Association. (2020). Practice guideline for the treatment of patients with anxiety disorders. American Psychiatric Association Publishing.
- American Psychiatric Association. (2022). DSM-5-TR: Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.). American Psychiatric Association Publishing.
- A-Tjak, J. G. L., Davis, M. L., Morina, N., Powers, M. B., Smits, J. A. J., & Emmelkamp, P. M. G. (2015). A meta-analysis of the efficacy of acceptance and commitment therapy for clinically relevant mental and physical health problems. Psychotherapy and Psychosomatics, 84(1), 30–36. https://doi.org/10.1159/000365764
- Bandelow, B., Reitt, M., Röver, C., Michaelis, S., Görlich, Y., & Wedekind, D. (2017). Efficacy of treatments for anxiety disorders: A meta-analysis. World Journal of Biological Psychiatry, 18(6), 440–452. https://doi.org/10.1080/15622975.2017.1285492
- Cochrane Common Mental Disorders Group. (2010). Relaxation therapy for anxiety disorders. Cochrane Database of Systematic Reviews. https://doi.org/10.1002/14651858.CD007359.pub2
- Cochrane Common Mental Disorders Group. (2014). Cognitive behavioural therapy for anxiety disorders. Cochrane Database of Systematic Reviews. https://doi.org/10.1002/14651858.CD013289
- Craske, M. G., Treanor, M., Conway, C. C., Zbozinek, T., & Vervliet, B. (2014). Maximizing exposure therapy: An inhibitory learning approach. Behaviour Research and Therapy, 58, 10–23. https://doi.org/10.1016/j.brat.2014.04.006
- Hofmann, S. G., Asnaani, A., Vonk, I. J. J., Sawyer, A. T., & Fang, A. (2012). The efficacy of cognitive behavioral therapy: A review of meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 36, 427–440. https://doi.org/10.1007/s10608-012-9476-1
- Khoury, B., Lecomte, T., Fortin, G., Masse, M., Therien, P., Bouchard, V., … & Hofmann, S. G. (2013). Mindfulness-based therapy: A comprehensive meta-analysis. Clinical Psychology Review, 33(6), 763–771. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2013.05.005
National Institute for Health and Care Excellence. (2011). Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: Management (Clinical Guideline CG113). NICE. https://www.nice.org.uk/guidance/cg113
- Stubbs, B., Vancampfort, D., Rosenbaum, S., Ward, P. B., Richards, J., Soundy, A.,
… & Schuch, F. (2017). Exercise improves anxiety symptoms: A meta-analysis.
Depression and Anxiety, 34(3), 1–10. https://doi.org/10.1002/da.22645
- World Health Organization. (2019). International classification of diseases for mortality and morbidity statistics (11th revision). World Health Organization. https://icd.who.int
- World Health Organization. (2023). Guidelines on mental health interventions. World Health Organization.
- Yalom, I. D., & Leszcz, M. (2005). The theory and practice of group psychotherapy
(5th ed.). Basic Books.
- National Institute for Health and Care Excellence. (2011). Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: Management (NICE Guideline No. 113). https://www.nice.org.uk/guidance/cg113 (Updated January 2020).
- Hunot, V., Churchill, R., Teixeira, V., & Silva de Lima, M. (2007). Psychological therapies for generalised anxiety disorder. Cochrane Database of Systematic Reviews, (1), Article CD001848. https://doi.org/10.1002/14651858.CD001848.pub4
- Mayo-Wilson, E., Dias, S., Mavranezouli, I., Kew, K., Clark, D. M., Ades, A. E., & Pilling, S. (2014). Psychological and pharmacological interventions for social anxiety disorder in adults: A systematic review and network meta-analysis. The Lancet Psychiatry, 1(5), 368–376. https://doi.org/10.1016/S2215-0366(14)70329-3
- Bandelow, B., Michaelis, S., & Wedekind, D. (2017). Treatment of anxiety disorders. Dialogues in Clinical Neuroscience, 19(2), 93–107. https://doi.org/10.31887/DCNS.2017.19.2/bbandelow
